ALLÂH İNDİNDE MAKBUL OLAN DİN SÂDECE İSLÂM DÎNİDİR, SONRADAN ÎCÂD EDİLEN MUÂSIR DİNLER İSE GERÇEKTE ŞİRKTİR

ALLÂH İNDİNDE MAKBUL OLAN DİN SÂDECE İSLÂM DÎNİDİR, SONRADAN ÎCÂD EDİLEN MUÂSIR DİNLER İSE GERÇEKTE ŞİRKTİR

Allâh indinde geçerli olan İslâm dîninin esasları “Âmentü” ile kāim olan İslâm dînidir. Bunlar altı esas üzerine kāim olan itikad kāideleridir. 

Birincisi; Allâh’a inanmaktır. Ama mutlak manada Allâh’a inanmak geçerli değildir. Yüce Allâh kendini nasıl tanıtmış ve târif etmişse o şekilde inanmak şarttır. Buna biz şart içindeki şartlar deriz. Yüce Allâh’ın ezelî ve ebedî olup kemal sıfatlarla muttasıf noksan sıfatlardan münezzeh olduğunu kabul etmektir. 

Cenâb-ı Hakk’ın sıfatlarından olan ilim ve kelam sıfatları da kemâlât ile muttasıf nekâisten (noksanlıklardan) münezzehtir. Yüce Mevlâ tarafından bize tevdî edilen İslâm dîni de kemâlat ile muttasıf olup noksanlıklardan münezzehtir. 

Zîrâ kemâldan neş’et eden din kemâl ile muttasıf olur. Hâl böyle olunca dîni sosyal hayatta yeterli görmemek ve beşerî hükümleri dînî esasların yerine ikāme etmek ise “Muâsır sözde din” olup gerçekte şirkten ibarettir. 

Yüce Allâh’ın noksanlıklardan münezzeh ve kemâlât ile muttasıf olan ilminde ve kelamında noksanlığı hayal bile etmeden tasdik etmek Allâh’a inanmaktır.

İkincisi; meleklere inanmaktır. Meleklere de Cenâb-ı Hakk’ın onları vasıfladığı gibi yani nurdan yaratılmış, istedikleri şekle girebilen, yemeyen, içmeyen, giyinmeyen, kuşanmayan, evlenmeyen nûrânî varlıklar olarak inanmak îmânın ikinci şartıdır.

...

Resul Bölükbaş

Yazının tamamını Lâlegül Dergisi Aralık sayısında bulabilirsiniz. (Sayfa 14)



Yorum Ekle