İSLÂMÎ TESETTÜRÜN MAHREM ÇİZGİLERİ

İSLÂMÎ TESETTÜRÜN MAHREM ÇİZGİLERİ

İslâmiyet insana daima müstakim olmayı emreder.

İnsanoğlunu mükerrem kılan1 Cenab-ı Hak, ona hayatın farklı kesitleriyle ilgili muhtelif vazifeler de yüklemiştir.

Kendisini yaratan ve ya- şatan Allah Teala tarafından yüklenilen bu vazifeler, her ne kadar özelde kulun dünya ve ahiretini kurtarması amacına matufsa da genel anlamda tüm kainatın yerleşik nizamının devamı açısından da hayati önem taşımaktadır.

Bunun içindir ki Mevlâ Teâlâ “İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır”2 buyurmaktadır.

İnsana yüklenilen en önemli vazifelerden biri de hiç şüphesiz ki tesettürdür. Tesettür arapça bir kelime olup lügavi anlamı itibarıyla “örtünme, 3 gizlenme4 ” anlamına gelmektedir.

Cenab-ı Hak insanoğluna onu diğer varlıklardan ayıran mümeyyiz bir vasıf olarak hayâ/ utanma duygusu gibi kıymeti takdir edilemeyecek bir nimet bahşetmiştir. Haya nimetinin bir tezahürü sayılabilecek tesettürü de insana bir vecibe kılmıştır.

Nitekim “Ey Ademoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik.

Takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya, işte o daha hayırlıdır. Bu (giysiler), Allah’ın rahmetinin alametlerindendir.

Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik”5 şeklindeki âyet-i kerime bahsinde olduğumuz noktanın en bariz ispatlarındandır.

Zira Cahiliyye dönemi insanı tavaf gibi ulvî bir vazifeyi dahi uryan olarak icra ederler ve uyarıldıklarında da “Bize Allah Teala bunu emretti”6 derlerdi.

Bu durum üzerine Canab-ı Hak böyle bir çirkinliği emretmediğini ve etmeyeceğini beyan eden, kullarına mescitlere girdiklerinde zinetlerini ku- şanmalarını emr eden ayet-i kerimeleri inzal buyurarak7 çıplaklığın ve örtünmemenin şeytanın bir iğvası olduğunu ifade buyurdu.

Hatta Şeytan’ın Adem Aleyhisselam ile Havva validemizi vesvesesiyle ihrac ettiği Cennet’ten çıkarırken ikisinin de üzerinden örtülerini çıkarttığı8 ve bununla da her ikisinin biribirlerinin avretlerini görmelerini amaçladığı9 âyet-i kerimede mezkurdur.

ÖMER FARUK KORKMAZ

Yazının tamamını Lâlegül Dergisi Ağustos sayısında bulabilirsiniz. (Sayfa 18)



Yorum Ekle